16 Temmuz 2010 Cuma

Bilgi mi, bilgelik mi?

Kendime üzüldüm biraz. Son zamanlarda bunu sık sık yapıyorum.

Etrafıma bakıyorum da herkes okur olmuş ordan burdan. Facebook'ta msn iletilerinde ünlü düşünürlerin, yazarların, şairlerin sözleri... İçim sıkılıyor gördükçe. Bir ben mi cahil kalıyorum diyorum kendi kendime. Eskiden okuyan bilirdi ama artık Facebook'u olan da biliyor sanırım. İnsanlar ucundan köşesinden bilgileri yakalıyorlar. Bilgiye ulaşmak kolay oldukça bilgiyle fark yaratma dönemi kapanır oldu. Şimdi önemli bir soru var: "Bilgi mi, bilgelik mi?"

Neredeyse iki aydır okumaya çalıştığım Kibelenin Sırrı isimli kitapta geçiyor bu söz. Kitabın kahramanına yöneltilen bu soru, ondan çok beni düşünmeye sevk ediyor. Daha önce böyle bir seçimin düşüncesini bile aklına getirmemiş olan ben, kafam karışmış bir halde sorunun cevabını bulmak için kitaba devam ettim. Bilgi ve bilgelik birbirini tamamlayan, biri olmazsa diğerinin hiç bir işlevi olmayacak iki kavram. İkisinin arasında seçim yapılabilir miydi? Kişi bilge olmadıktan sonra bildiklerinin ne kendine ne de insanlığa bir faydası olurdu. Bilge kişi ise gündelik işlerini bile yaparken başvuracağı bilgeliğiyle mutlu bir ömür sürse yeterdi. Buna göre bilgeliği seçtim ben de.

Su ve taş
Et ve kemik
Gece ve sabah
Gül ve diken
Ağaç ve rüzgar
Kalp ve akıl

0 yorum:

Yorum Gönder