8 Şubat 2012 Çarşamba

Hyun Joong Röportajı



Yumuşakça öp beni Hyun Joong! (Tövbe)
Kendime rağmen dönüp iki kere baktığım yakışıklı bir adam
Dal gibi ve kaslı bir vücut ^^
Tanıdıkça daha çok bağımlılık yapan
Mükemmel adam Kim Hyun Joong hakkında ayrıcalıklı bir röportaj

Soru 1:
Son zamanlarda seni en çok güldüren şey nedir?

En son “옹달샘 “ (bir şov programı) programını izledim. Çok fazla televizyon izlememe rağmen Yu Se Yun'u (koreli bir komedyen) değişik hayvanları taklit ederken gördüm televizyonda ve bu beni çok güldürdü nadiren de olsa.


Soru 2:
Son zamanlarda seni ağlatan bir şey var mı?


Acıklı bir film izlesem bile çok nadir ağlarım. Eğer arkadaşlarım ağladığımın farkına varırsa utanırım. Sinemaya yalnız gitmem, her zaman biriyle giderim. Buna rağmen bir keresinde, 7 Haziran'da, solo şarkıcı olarak Seul'deki ilk sahnemde ağlamıştım. Kendime hakim olamadan gözlerim doldu. Gözlerim dolmasına rağmen ağlamadım. 


Soru3:
Peki seni en çok kızdıran olay neydi?


Hatırlamıyorum. Çok sık sinirlenmem. Sinirli biri değilimdir. O yüzden ne zaman ve ne için sinirlendiğimi hatırlamıyorum. İnsanların kendilerine güvenmediklerinde sinirlendiklerini düşünüyorum. Öfke hiç bir şeyi çözmez. Bence problemleri çözmeye çalışmak daha akıllıca. 


Soru 4:
Eğer bir idol olmasaydın ne olurdun?


Müzikle ilgili bir şeyler yapardım. Müziksiz yaşayamam. Gösteri dünyasında göz önünde olmamalarına rağmen müzikle ilgili işlerde çalışan bir çok insan var. Müzik doğal olarak insanların yaşamında. Telefonlarımızda kullandığımız zil sesi bile bir müzik.... fakat ben telefonumu genelde sessizde kullanırım. :D
Eğer zil sesimi biri duyarsa utanırım. (Ayguuu çok şeker)


Soru 5: 
Bir idol futbol takımı olan Fc Men'in oyuncususun. Senin için en iyi pozisyon nedir?

Aslında pozisyonlar ayarlanmıyor. Eğer ben formdaysam ileri pozisyonda oynarım, ama eğer değilsem arkada ve defansta oynarım. Her iki ayakla da oynayabildiğim için kendime ileri (forvet) pozisyonda güveniyorum. Her iki ayağımla şut atabilmem benim yeteneğim. 


19 Ocak 2012 Perşembe

Ölmeden önce yapılacak 100 şey. Niye 100. Kendini sınrlama ^^

4 Ocak 2012 Çarşamba

24 Aralık 2011 Cumartesi

Merhaba
Ben Bach dinliyorum
Şu anda
Uyumam gerek
Bach dinlemek iyidir
Aynı zamanda
Başka şeyler de dinlenebilir..

22 Aralık 2011 Perşembe

Uzun Zaman Sonra

Merhaba
Uzun zaman sonra ben
Değiştim
Değişmişsiniz
Değişmişlerdir her halde

Yok efendim, yok
Ben çok değiştim
Siz de bir değişiklik yok
Onları da bilemem tabi

Kendimize iyi bakalım o zaman
Hoşça kal
Hoşça kal ayrık yazılıyor ayrılık anlattığından olsa gerek

25 Kasım 2010 Perşembe

İvan Bakli Baklovski

Uzun bir aradan sonra buradayım. Artık yalnız yaşamıyorum. Rus cücesi İvan Bakli Baklovski de artık benimle odamı paylaşıyor. Kendileri şimdilik sesime tepki verip burnunu burnuma sürtüyor. Doğrusu ısırmasından pek tırsıyorum o anlarda. Elimin üzerinde bıraktığı iz sorun olmuyor da burnumun üzerinde iz bırakması pek de kabul görecek değil tarafımdan. Bütün gün uyuyup geceleri çarkında dönüyor. Daha canlı, kıpır kıpır bir hayvan beklerdim ama bu da idare eder. Birazcık da evine düşkünlüğü olmasa daha iyi olacak gibi. Ne zaman dışarı çıkarsam kafesine girmek için can atıyor. Yine de aramızda buzların birazcık da olsa çözülmeye başladığını hissediyorum. Bugün sesime tepki verdi ve kafesin kenarına geldi. Çok mutlu oldum Bay Baklovski ve kendi adıma. Zamanla aramızın çok daha iyi olacağına inanıyorum. Kafesindeyken evini koruma içgüdüsüyle parmaklarımı ısırıyor ama dışarı çıkarınca ısırmıyor. Ona seslenirken Bakli ismini kullanıyorum ve bence o da bunu seviyor. İsmine alışacaktır. Kafesinin içindeki evi ise içine işemek için kullanıyor. Kendi bileceği iş tabi ama temizlerken baya zor olacak görünüyor. Yarın gece ilk temizliğini yapacağım, şimdiden kendime başarılar diliyorum.
Son olarak Bakli ve bana uzun mutlu günler diliyorum. Umarım aramız her geçen gün daha da iyi olur.

17 Ekim 2010 Pazar

Aylin Aslım-Aşk Geri Gelir

Uzun bir süredir müzik dinleyemiyor, dinlemeye çalıştığımda ise yarısında değiştiriyor ya da kulak vermiyordum. Sabahtan beri ne dinlesem diye kendimi paralarken bu şarkıyı duydum dizi izlerken. Daha önce de duymuştum aynı diziyi izlerken, evet ama bu sefer kulağıma çok farklı, çok daha anlamlı geldi. Demek ki uzun zamandır aradığım harika, üst üste dinlenebilme kapasitesine sahip şarkı buymuş. Arkada gitar tıngır mıngır Aylin hanımefendinin güzel sesine eşlik ederken şimdiye kadar yedi sekiz kere üst üste dinlemişimdir heralde. Hani öyle de bu şarkıdaki gibi her şeyini kaybetmiş, yalnız bir insan konumunda da değilim. Ayrıca şarkının hüzünlü havasına rağmen baya mutluyum. Uzun zaman süren doğru dürüst müzik dinleyememe halim geçmiş gibi duruyor. Şimdi müziğin tadını çıkarayım.

19 Eylül 2010 Pazar

Görüşürüz

Yarın ikinci sınıfa başlıyorum. Sabah altı buçukta uçağım kalkacak ve ben evden ayrılacağım yeniden. Bu yılın geçen yıldan farklı olmasını diliyorum. Farklı derken iyi yönde farklı olsun tabi. Diplomada iyi bir not tutturdum sayılır. En azından ii buçuğun üzerinde. Bu ortalamayı tutturur gidersem daha ne isterim. Geçen yıl gibi ot da geçmesin ama yılım. Tamam çok ot geçmedi ama ottan biraz halliceydi. Hatırladığımda şunu da iyi ki yapmışım diyebileceğim pek bir şey yok. İşte gidiyorum yeniden.

13 Ağustos 2010 Cuma

Vk Guilty

Bunu da bitirdim dün oturup. Sonu güzel miydi değil miydi? Kafalarda bir çok soru bırakarak bitti. Mangasını okumaya devam etmeliydim bence.

10 Ağustos 2010 Salı

Fantastik Dünyalar

Çok uzun zamandan beri kafamda kurguladığım bir hikaye vardı. Ara ara oturur üzerinde düşünür, bir kaç bir şey karalardım. Biraz önce de yazmak için niyetlenip açtım karalama defterimi fakat yazarken bana sıkıntı yaratan fantastik bir dünyaya sahip olmam gerektiğini düşündüm. Tam kolları sıvayacakken acaba yazılmamış bir dünya var mı diye araştırayım dedim. İş benim hikayemden çok kurgulanmış fantastik dünyalara döndü. Birbirinden farklı belki de aynı yüzlerce dünya var ve bunların arasından sıyrılabilen çok azı var sanırım. Eğer benim yazacağım şey! de deiğerlerinden farklı olmayacaksa yazmanın anlamı nedir deyip bu defteri bir süreliğine daha kapattım. :D Bu işler öyle kolay olmuyor tabi.

Doğuya bir çöl yerleştirip batıya da denizi koyduk mu al sana bir fantastik dünya. Evet, böyle kolay olurdu sanırım. Peki bu konuyu es geçip öyküye balıklama atlasam ne olur? Bunu denedim daha önce. Başarısızlıkla sonuçlanıyor. Karakter bir yere gidecek üç saat düşünüyorum üzerine. Neyse zaten maksadım zaman geçirmek. Eğlenceli ve zaman doldurucu (öldürücü) bir iş fantastik dünya kurgulamak.

Bu yazı yavaştan farklı bir yöne kayacak. Geçen bir yere başvuruyorum. "Hobileriniz" adı altında doldurulması gereken bir bölüm var. Hemen çaktım altına "Puzzle yapmak" diye gururla. Hani oturup saatlerce yapboz yaptığım filan yok ama güzel oluyor sonuçta o forma  yazacak bir hobimin olması. Bugün saydım da tam üç yüz otuz dokuz parça yerleştirmişim. Zaten hepsi beş yüz parçalık bir yapboz. Az kaldı, bitecek. Yerleştiriyorum her gün üç beş parça.

Diğer bir haber de Vampire Knight animesini bitirdim bugün. Şimdi ikinci sezonunu merak ediyorum. Önceden  mangasına başlamıştım ama taktir edilmesi gerekir ki anime izlemek çok daha kolay. İtiraf etmeliyim ki şu sıcak havada beynim erirken izlediğim için pek çok şeyi anlamamış olabilirim. Bu yüzden tekrar izleme niyetindeyim. İşte tam burada ne kadar da tüketici bir insan olduğumdan bahsedeceğim. İzlediklerimi, okuduklarımı hiç sindirmem. Sonuna kilitlenmiş olarak sadece bitirmek için okur ve izlerim. Bu kötü bir şey. Elime gelen güzel bir filmi, diziyi, animeyi, kitabı, mangayı, müziği çok kısa bir sürede tükettiğimden sürekli yenilerinin peşine düşünüyorum. Hiç doymayan bir balık gibiyim. Bir gün şişip, patlayacağım. Oysaki bu on üç bölümlük animeyi her gün bir bölüm izleyerek bitirseydim çok daha iyi olurdu. Hem sindirirdim hem de böyle boşluğa düşmezdim birden bire. Evet, şu noktada kendime yeni bir hedef belirliyorum ve o da şu ki: Sindirim yapmalıyım. Aslına bakılırsa çoğu kişinin benim gibi olduğunu düşünüyorum. Önlerine gelen her şeyi kısa bir sürede tüketen bir çok insan var. İnternet bütün bunları kolaylaştırıp, alacağımız tatları bizden esirgiyor mu?